MESAJLARINIZ
Onay Bekleyen Mesaj :(1)
|
|
|
AHADA BEN
selamlar tekrar yazmak istedim boş kalmasin bu defter bu arada nasilsiniz diyerek başliyim mesajima umarım iyisinizdir safak atarsa 95 en kısa zama aranızda olacam iyi günler. Sana Şimdiden Hayırlı Teskere Diliyorum Abim.Ziyaretin İçin Teşekkür Ederim. |
|
|
|
TEBRİKLER.
abi güzel bir siteniz olmus basarilarinizin dewamini dilerim öncelikle bazen giriyorum güzel dinleyicileriniz var aslinda her zaman girmek isterim ama asker oldugum icin fazla girmek elden gelmiyor.tekrar basarilarinizin devamini ve iyi eglenceler dilerim. by geceninlordu. safak 220 TEŞEKKÜR EDERİM ABİM. ARADADA OLSA SENİ ARAMIZDA GÖRMEK GÜZEL.SANA HAYIRLI TESKERELER DİLİYORUM AyCaNYaVuZ |
|
|
|
HERKES BURADA BAŞLAR...
burda olmak büyük mutluluk biz burda olmaktan zevk alıyoruz hepinizi cok seviyorum... TEŞEKKÜR EDERİM ABİM.BU SEVGİNE LAYIK OLMAYA HER ZAMAN ÇALIŞACAĞIZ AyCaNYaVuZ |
|
|
|
BANA SOR ÖZLEMDEN YANMAYI TUTUŞMAYI
bana sor özlemden yanmayı,tutuşmayı.. seni özlemeyi birde bana sor.. gece olunca,yalnızlık sarınca bedenimi.. bir el tutsun diye ellerimi beklemeyi.. bana sor severken özlemeyi.. bir ses ararken kulaklarım.. sessizliğin acı çığlıklarını duymayı.. gözlerim seni ararken.. karanlıkta hayalini görmeyi.. sen bana sor kilometrelerce uzaktan sevmeyi.. elimi sol yanıma koyup tutmayı seni özleyen kalbimi.. yüreğimin titremesini,içimin aniden ürpermesini.. şevkatinin eksikliği aklıma gelirken.. hasretimden süzülen bir kaç damlayı.. bana sor sevdam,sensiz ağlamayı.. saatler çabuk geçsin diye geceye sığınmayı.. sen diye yorganlara sarılmayı.. sıcacık nefesini içime çekmeyi.. sensizken seninle sevişmeyi,bana sor.. bana sor.. bana sor özlemeyi.. özlemin en acı en yalnız çığlıkları.. ben iyi bilirim,özlemden yanıp tutuşmayı...... |
|
|
|
YAĞMUR DAMLASI
yağmur var bu gece. ıslanmak için sokaklarda yürüdüğümüz yollar bomboş nedense? bu gece yağmur var yağmur ve mektupların var bu gece yanımda. acaba bir gün, ıslanmamak için koşarken, yolun kıyısındaki taşın oyuğunda ışıldar bir vaziyette, beni görüp avucuna aldığın bir şiirinde yazacak mısın? acaba birileri, benim yalnızca bir avucu dolduracak kadar saf yağmur suyu olduğumu bilecekler mi? giderek avuçlarından, şırıl şırıl akan dere sularına verdiğin bir damla gözyaşı olduğumu bilecekler mi? korkarım bilmeyecekler sevgili bilemeyecekler? bu kadar saf ve temiz bir sevdanın, bir yağmur damlasında saklı olduğunu kimse bilmeyecek. kimse anlamayacak, uzaklığının bu kadar yakın olduğunu. bir yıldızda buluştuğumuzu, yağmurdan hızlı hızlı kaçan insanlar bilmeyecek. seni ne çok sevmişim yağmur damlası. cama vuran her damla minik bir öpücük olsun buradan, taa oralara giden her damla da, benim bir gülücüğümü gör pencerende, her damlanın çıkardığı seste, benim sesimi duyar gibi ol, her damla tertemiz bir nefes olsun, sende aşka giden. ağlamak kadar gülmekte var yaşamda. duyguların en yoğun halini, özlemlerin en büyüğünü, sevdanın en zorunu istiyorum belki de... bir sen, bir de yağmur var hayatımda. yağmur damlaları, saçlarından kayıp, alnından kirpiklerine dökülür, gözlerinden yüzüne dağılıp yanaklarını okşar, dudaklarına çarpıp, boynundan hızla kayıp ince gömleğine akardı. avuçlarımı yüzüne değdirir, parmaklarımı dudaklarında gezdirirdim. utanır gibi olurdun kimi zaman, çekinir, gözlerini gözlerimden kaçırırdın. bazen de utanç halini yağmura dalmış gibi, hiç bir şeye aldırmadan sımsıkı sarılırdın bana. ıslak saçlarını okşar, nemli yüzünü izler, yanaklarından doyasıya öperdim... bu gece yalnızım, sen yoksun bu gece. bu gece yağmur var. yalnız ağlıyorum ıslak camların önünde. gözyaşım yağmur damlası. bu gece ıslanmak istemiyorum. söyle yağmura, dinsin yağmasın bu gece... gözyaşını bilirim diyenlerin, aslında bilmediklerini anlarsın, bir gün ayrılıklarında hiç ağlamadıklarını görünce... yeşili severim diyenlerin, sevmediklerini anlarsın, bastıkları zaman bir ot parçası gibi yeşil çimenlere... güzeli severim diyenlerin, bir gün tokatladıklarını pembe ve masum bir yüzü yanıldığını anlarsın... meğerki ben seni ne çok sevmişim yağmur damlası. seni ne çok sevmişim... yıllarca senin dilinden konuşmuşum, senin gözlerinle görmüşüm, senin yüreğince sevmişim, düşlerimi seninle büyütmüşüm, yorgun ve sonu gelmeyen özlemlerimi yağmur damlalarında beslemişim. oysa sen teslim olmuşsun başkalara, yasaklara takılı kalmışsın, yenilmişsin. yenilgiler intikama dönüşmüş boş yere, gururun yıkılmış, sen yıkılmışsın, her gün biraz daha akışı olmayan nehirlere dönmüşsün. ben seni ne kadar çok sevmişsem, aramıza hep yağmurlar girmiş. hep ıslak kalmış, el ele tutuşan ellerimiz, gözlerine hep hüzün yerleşmiş. seni ne kadar çok öptüysem, o kadar uzaklara düşmüşüm, ayrı gecelerde hep sana ağlamışım, yokluğun büyümüş, yalnız kalmışım. ben seni ne kadar sevdiysem, incinen çocuk bakışlarında kalmışım... hep koşmuş, yetişememişim yol ayrımlarına. seni ne kadar çok uğurladıysam, o kadar çok beklemişim dönüşü olmayan yollarda. sen hep uzaklara gider olmuşsun. sonbahar ayrılık demek olmuş.. ben senin eylül gecelerinin, ay ışığında güzelleşen yüzünün tutkunu olmuşum. fırtınanın önünde sürüklenip, saçlarına takılıp eriyen bir kar tanesinde, yağmur damlası olmuşum... zordu birtanem... hayatın gerçeğini, düşlerinin ıslığıyla bestelenmiş, kanayan bir şarkıya dönüştüren yüreğinin atışlarını dinlemek. o ıslığın seni götürdüğü yere kadar çekip gitmişsin sen. yankı seslerinde anlamışım seni kaybettiğimi. bağ bozumu hayallerimde ıslak kalan düşlerim kurumamış. ve sen yağmurda yürürken hep susar olmuşsun. elele tutan ellerimiz ise hep ıslak kalmış. dudaklarımızda bir garip yağmur şarkısı. ben sana tutkun sen bahar yağmurlarına aşıktın buğulu camlara resmini çizer, güneşle birlikte yok olurdun. bunca güzelliklerin ardından içimizi buz gibi yapan, bizi üzen bir şeyler hep sinsice yaklaşır değil mi? koşarak gelsen diyorum yağmurlu bir gecede, ve o çocuk bakışların gözlerimde. ellerin ıslak, gömleğin ıslak, sarılsan boynuma, sımsıkı kucaklasam seni, usulca öpsem yağmurlu yanaklarından, ateşe kesilse birden üşümüş bedenin, ellerin sımsıcak olsa avuçlarımda. bu aşk hep sıcak kalsa... "boşver" desen bana, boşver, yaşamak işte bu yağmur sevgilim... geri dönüşü olmayan bir yola çıksak birlikte, bir sen, bir ben, bir de yağmurlar olsa. mutluluk ellerimizde, gönlümüz hoş, içimizde kükreyen sevinç, ve iki damla yağmur tanesi, biri sende diğeri de bende. doyulur mu hiç yaşama? ama korkuyorum aramıza mevsimlerin girmesinden. korkuyorum sana geç kalmaktan, kaybetmekten korkuyorum seni. oysa aşk, her gün büyütmeli kendini ayrılıklarda. bu gece yağmur var. ıslak camların önündeyim. ya sen? sen neredesin yağmur damlası? yalnız mısın? yoksa; bütün kadehlerin sana kalktığı bir masa da, baş oyuncu musun bu gece? ödünç alınmış, yapmacık gülücüklerin karşısında mısın? sen neredesin yağmur sevgilim? ben sensiz neredesin? neredesin? |
|
|
|
SENSİZLİĞİN UÇURUMUNDAYIM
sensizliğin uçurumundayım. ne dayanacak gücüm ne de gidebileceğim başka yol var. sana ulaşmak için tüm yolları geçmeye razıyım ama yollar beni yürütmüyor. hangisini denediysem hepsi 1-2 adım sonra düşürüyor beni,hevesimi... her yanım yara bere içinde. hiç biri zamanla kabuk bağlamıyor, iyileşmiyor. aksine her nefes alışımda yeniden kanamaya başlıyor. işte sevdiğim sensizlik biçare etti beni hayatta. tek çözüm belki de bu acıya son vermek; bir adım atıp sonsuzluğa göç etmek. ama korkuyorum, o zaman başkasını seversin diye... ya sen ve aşkın ya da sonsuzluk tercihimi yaptım sevdiğim; seni ve aşkını seçtim. eğer yaram; her ismini söylediğimde kanayacaksa varsın kanasın yeter ki; sen adından ve aşkından mahrum etme bu çaresiz yüreği.... |
|
|
|
AŞK BENİM HİÇ SENİN OLMAMIŞ
varlığınla yokluğun arasında kalmayacağım artık, sadece olmayacaksın. sensiz kalma ihtimali olmayacak aleyhine kurulmuş cümlelerimin sonunda. belki birkaç satır arasında unutulacaksın bir müddet sonra. içimden olmayacak, boş bir kağıdın gölgesine sığınmayacak sana sitemlerim. hani hep kızardın ya “konuş konuş konuş” derdin, haykırabilir miyim şimdi korkaklığını. bıraktığın bu mavi düşleriyle avunan yalnızlığı, artık sahiplenilmeyecek olmanın burukluğunu yaşarken, haykırabilir miyim dersin, susar mıyım, gülüp geçer miyim yoksa …? aslında alıştırmalıyım kendimi hiç dönmeyecekmişsin, dönülmeyecek bir yerdeymişsin gibi farzetmeli, unutmalı. seni hiç tanımamış gibi yaşamımı sürdürmeliyim. var olduğum her yer aşkın şehri olmalı artık, yeniden sevmenin, sevilebilmenin yeri her yer, zamanı yaşanan ve gelecek tüm zamanlar olmalı benim için. evet, sayfalardan koparıp bir bir savurmalıyım seni yaşanmış tüm zamanlara, uzaklaşan her adımımla hapsetmeliyim bu anılar sokağına. kopan takvim yaprakları sensiz geçen günleri saymamalı, bende yokluğunun güncesini tutmayı artık bırakmalıyım. her yeni güne seni getirmedi diye isyan etmemeliyim. kabullenebilmeli, hazmedebilmeli, aldırmamalı hatta sana hak verebilmeliyim. bu satırlarla büyümeye başlamalıyım, sırf seni ve çocuklaşan bir aşkı kolayca unutabilmek için. zira yoksun. sanki benim hiç senim olmamış, sanki bizi hiç yaşamamışız, sanki aşk denen o hoyrat şarkıyı mırıldanmış ve sonra yarım bırakmışız gibi. artık yeni bir şarkı söylemenin vakti, yaşanmışlığına, yitikliğime hiç aldırmadan, sanki benim hiç senim olmamış gibi… |
|
|
|
VATAN SEVGİSİ
vatan sevgisi onların sözde değildi bu vatanın bayrağına olan sevgisi binlerce atılan kurşunun içerisinde yürürken hainlerin üzerine yüreklerindeki sevgiyle, çiçek gibi görüyorlardı kahpelerin , şerefsiz kurşunlarını. kimisi kırkı çıkmamış çocuğunu bırakmıştı beşiğinde göreve giderken, nerden bilebilirdi son öpüşünün olacağını sarılırken karısına, bir emanet bırakmanın ifadesi vardı nurlaşacak yüzünde. kimisi canından çok sevdiği yarinin fotoğrafına bakarak, söndürüyordu o puslu gece öncesi sevdiğine olan yürek ateşini kimsi malum olmuşçasına son kez arıyordu anacağızını anne yüreği işte ağlıyordu içindeki özlemle bizim mehmet ise ağlama ana diyordu ağlama ana diyordu ama ; içine akıtıyordu göz yaşlarını o puslu gece öncesi ve gidiyorlardı korkusuzca gecenin karanlığında vatan diyorlardı sadece. bir tek sitem bile geçmiyordu içlerinden nerden bileceklerdi ki kahpe kurşunların kendilerini onurlıracağını uçuşuyordu kurşunlar havada gözleri parlıyordu bizim mehmetlerin en ufak bir korku bile görünmüyordu gözlerinde. birer çiçek gibi düşerken yere, uğrunda öldükleri bayraklarına al rengi sürerken, sanki yıldızlar selam veriyordu hepsine, sıraya girmiş bekliyordu şehit olmuş kardeşleri. ertesi gün , işte o acı gün haberler acı acı geçiyordu fidanlarımız devrildi diye anaların , bacıları, eşlerin, kardeşlerinin ağıtları yükselirken habersiz bebeleri yüreklere ateşten mil gibi batıyordu işte kahraman mehmetçiğin babası çıkarak ortaya bağırıyordu; vatan sağ olsun |
|
|
|
MERHABA
paşam biz candostlarına bu siteyi hazırladığın için sana ne kadar teşekkür etsek azdır. eyvalah abim. |